Toplam yaşam öyküsü sayısı: 9136
Kullanıcı Girişi



Kategoriler
Yeni eklenenler
Popüler yaşam öyküleri

Ana sayfa - Benito Mussolini

Benito Mussolini


Share Paylaş


Tavsiye et


Meslek: Başbakanlar Siyasetçiler

Benito Mussolini Yazıcıya Gönder
Benito Amilcare Andrea Mussolini, 29 Temmuz 1883'de, Emilia-Romagna bölgesinin Forli şehrinin Predappio semtinde doğdu. Babası sosyalist bir demirci, annesi Katolik bir sınıf öğretmeniydi.

Öğretim hayatı, Salezyen rahiplerin idare ettiği yatılı okulda başladı. Başarılı bir öğrenciydi. Askerî görevden kaçmak için 1902'de İsviçre'ye göç etti. Birkaç şehirde taşçı olarak çalışsa da daimî bir iş bulamadı. Bu dönemde okuduğu Nietzsche, Pareto ve Sorel'in düşüncelerinden etkilenmeye başladı.

Mussolini İsviçre'deki İtalyan sosyalist hareketine katıldı. Toplantılar organize etti, işçilere nutuk verdi, Lozan'daki İtalyan İşçi Birliği'nin sekreterliğini yaptı. 1903'te grevi desteklediği için iki hafta tutuklu kaldı, fakat İtalya'ya gönderilip serbest bırakıldı. 1904'te Cenevre'de tekrar tutuklandı. Lozan Üniversitesi'nde Sosyal Bilimler okudu. Pareto'nun derslerine katıldı. Aynı yıl askere alınınca, öğrenim hayatına iki yıl ara vermek zorunda kaldı.

1909'da, Trento'da İşçi Partisi'nin sekreteri olmak amacıyla İtalya'dan ayrıldı. (Trento o zamanlar, Avusturya-Macaristan İmparatorluğu'nun bir parçasıydı ve bölgede İtalyanca konuşulmaktaydı.) Mussolini burada kendini geliştirme fırsatı buldu. Engels'i, Marks'ı okudu ve Marksizm'le tanıştı. Kendi kendine Fransızca ve Almanca öğrendi. Denemeler kaleme aldı ve bir roman yazdı. İtalya'nın sayılı Sosyalistlerinden biri oldu. 1911'de Sosyalistlerin düzenlediği bir ayaklanmaya katıldı. İtalyanların Libya'ya savaş açmasını protesto ettiği için hapse atıldı. Beş ay sonra çıktı. Savaşı savunan iki revizyoncuyu Sosyalist Parti'den attı. Bu tavrı ödüllendirildi ve o partinin yayın organı olan 'Avanti!' dergisinin editörlüğünü yapmaya başladı. Derginin tirajı 20.000'den 100.000'e yükseldi. Fakat Mussolini'nin görüşleri bu dönemde değişikliğe uğradı. Sosyalizm'in çöktüğünü anlayan Mussolini, Marksist olmayı bıraktı ve Nietzsche'nin Üstinsan ve anti-egaliteryen düşüncelerini benimsedi.

1914'te I. Dünya Savaşı başladı. Mussolini orduya girdi ve 1917'ye, patlayan bir bomba yüzünden yaralanana kadar savaştı. Savaşırken düşünceleri de değişikliğe uğradı. İtalyan Sosyalist Partisi'ni ve Sosyalizm'i eleştirdi; çünkü Sosyalistler, dünya savaşına neden olan ulusal problemler üzerine düşünmemekteydi. Bu düşünceleri dolayısıyla partiden atıldı. Bu ihraç, düşüncelerini kökünden değiştirdi. Artık sınıf çatışmasını önlemeyi bir kenara bırakan Mussolini, devrimci milliyetçiliği desteklemeye başladı.

Cepheden döndüğünde politikaya atıldı ve İngiltere Güvenlik Servisi'nde çalışmaya başladı. Görevi, savaş karşıtları evlerinde tutmak ve onların yayın yapmasını engellemekti. Mussolini bu dönemlerde faşist düşüncelere kapıldı. Platon'un 'Devlet'inden, Sorel ve Nietzsche'den, Pareto'nun ekonomik düşüncelerinden etkilendi. 'Spazio Vitale' (Hayati Alan) düşüncesini oluşturdu. Çünkü o yıllarda İtalya'nın ekonomisi ve siyaseti kargaşa içindeydi.

Aynı yıl, çeşitli sağcı, antikomünist ve antikapitalist grupları, kurduğu Faşist Mücadele Birliklerinin İttifakı Örgütü'nde bir araya getirdi. Bu örgütü 1921'de lağvetti ve Ulusal Faşist Parti‘yi bünyesinde topladı. 'Il Duce' (Lider) unvanını da kullanmaya başlayan Mussolini, ülkenin problemlerini çözeceğini vadetti ve eski Roma İmparatorluğu‘nun ihtişamlı günlerine geri dönüleceği sözünü verdi. Partinin yarı askerî milis kuvveti olarak kurulan Kara Gömlekliler Örgütü ise ekonomik durumun kargaşasından faydalanarak büyük bir sıçrama yapan komünist gruplar ve grevci işçilerle çatıştı. Mussolini İtalya'nın Afrika'da emperyalist politikalar gütmesini de doğru bulmaya başladı; zira siyahlar beyazdan aşağıdaydı.

Mussolini ve faşistler aynı anda hem devrimci hem de gelenekselciydi; çünkü bu durum, mevcut politik atmosfer için yeni bir şeydi. Buna 'Üçüncü Yol' da dendi. Mussolini'nin yakın arkadaşlarından Dino Grandi'nin liderliğini üstlendiği Faşistler adlı grup hızla büyüdü ve Nasyonal Faşist Parti adıyla kendine iki yıl içerisinde Roma Kongresi'nde yer buldu. Dolayısıyla Mussolini de 1921' ilk kez Temsilciler Meclisi'ne girdi.

1922'de Mussolini önderliğindeki Faşistler, 26.000 kişiyle beraber Napoli‘den Roma‘ya yürüme kararı aldı. Savaş sonunda, istediğini elde edemediği için hayal kırıklığına uğramış olan İtalyan halkının durumunu Mussolini'nin düzeltebileceğine inanan Kral III. Vittorio Emanuele, toplumsal krizi şiddetsiz bir yolla çözmek için Ekim 1922'de Mussolini'yi başbakan yaptı.

Başbakanlığının ilk yılları hükûmetin Faşistler, ulusalcılar, liberaller ve iki Katolik din adamından oluşan sağ kanadı tarafından şekillendirildi. Mussolini'nin hükûmetinde Faşistler azınlığı teşkil etmekteydi. Fakat Mussolini'nin amacı, kendisinin Il Duce (Lider) olacağı, totaliter bir devlet kurmaktı.

1923'te Mussolini, İtalyan güçlerini Yunanistan'ın Korfu adasına gönderdi. Yunanistan bu işgale boyun eğdi. Aynı yıl meclisten Acerbo Kanunu geçti. Bu kanunun amacı, hem İtalya'yı tek bir ulus-devlet hâline getirmek hem de Faşist Parti'nin parlamentoda daha çok çoğunluk elde etmesini sağlamaktı. 1925 ila 1927 yılları arasında Mussolini, inşa etmek istediği polis devleti engelleyecek olan tüm anayasal ve geleneksel sınırlılıkları ortadan kaldırdı. 1925'de 'Bakanlar Kurulu Başkanı' olan unvanını 'Hükûmetin Başı' olarak değiştirdi. 1926'da suikast girişimlerinden kurtulmayı başardı. Aynı yıl bir kanunla parlamento seçimlerini kaldırdı; yerine, Büyük Faşizm Konseyi'nin listesindeki isimlerin halk oylamasıyla seçildiği bir sistem getirdi. Mussolini ekonomiye de el attı. 5000 yeni çiftlik ve 5 yeni tarım merkezi kuruldu. Bu uygulamalar İtalya'daki işsizliği azalttı. Bu da Mussolini'nin popülerliğini artırdı.

Halkın onayını kazanmada propaganda yöntemi önemli rol oynadı. Mussolini, kendini siyaset adamlığının yanı sıra entelektüel biri, cesur bir sporcu ve mahir bir müzisyen gibi de gösterdi. Gazete editörleri bizzat Mussolini tarafından seçildi ve özgür basın yanılsaması oluşturuldu. Okullar ve üniversiteler faşist rejimi koruyacaklarına yemin etti. Bu propaganda faaliyetleri için yüksek meblağlarda para harcandı.

1935'te, gücünü uluslararası arenada da göstermek için Habeşistan‘a çıkarma yaptı. Uzun ve nedensiz bir savaş sonunda Habeşistan'ı işgal eden İtalya, 1936'da Almanya ile Berlin-Roma Mihveri'ni kurdu. Bu mihverin kurulmasıyla, Hitler'in İtalya üzerindeki etkisi arttı.

Hitler'in Polonya'yı işgal etmeye başlamasıyla II. Dünya Savaşı da başlamış oldu. Mussolini; Malta, Korsika ve Tunus‘u İtalyan topraklarına katıp Roma İmparatorluğu‘nu canlandırma amacını gerçekleştirmek için, Almanya'yla birlikte Mihver Devletleri bloğunda, 10 Haziran 1940'ta savaşa girdi. Fakat İtalya, Kuzey Afrika ve Balkanlar‘da, Müttefiklere karşı yenildi. Almanya'dan aldığı destek de fayda vermedi ve İtalya, işgal ettiği yerlerde gücünü kaybetmeye başladı. Komünistler önderliğindeki direnişçilerin ülkede etkili olması ve Müttefiklerin 1943'te Sicilya‘ya çıkarma yapmasının ardından Kral III. Vittorio Emanuele, Mussolini'yi görevden aldı. Almanya, Kuzey İtalya'yı işgal etti ve Mussolini, Hitler'in emriyle, Gran Sasso‘da tutuklu bulunduğu otelden kurtarılıp Viyana‘ya kaçırıldı.

Mussolini sonra Kuzey İtalya'ya döndü. 1943'te, Cumhuriyetçi Faşist Parti‘yle beraber İtalyan Sosyal Cumhuriyeti‘ni kurdu ve hükûmet işlerini üstlendi. Fakat bu hükûmet sadece gölge bir hükûmet oldu ve Almanya'nın kukla rejimi olmaktan öteye gidemedi; zira asıl hâkimiyet, Alman işgal yetkililerin elindeydi. Mussolini'nin hükûmeti sadece sivil idare işleri ve Almanya'ya iş gücü temini ile uğraştı.

Mussolini, II. Dünya Savaşı'nın son günlerinde, İspanya‘ya kaçmak için İsviçre‘ye gitti. Fakat yolda, partizanlarla çatışmaya girdi. Faşistler hemen teslim oldu. Mussolini kaçmayı başardı, ama komünist partizanlar tarafından yakalandı. 28 Nisan 1945'te de rütbeli bir komünist partizan olan Albay Colonnello Valerio tarafından öldürüldü. Aynı günün akşamı, İtalyan Sosyal Cumhuriyeti yetkilileri idam edildi.