Toplam yaşam öyküsü sayısı: 9146
Kullanıcı Girişi



Kategoriler
Yeni eklenenler
Popüler yaşam öyküleri

Ana sayfa - Emile Zola

Emile Zola


Share Paylaş


Tavsiye et


Meslek: Yazarlar - Şairler

Emile Zola Yazıcıya Gönder
2 Nisan 1840'ta Paris'te, Rue Saint-Joseph caddesindeki on numaralı sıradan bir evde dünyaya geldi. Annesi, Emilie Aurelie Zola, camcı ve boyacı olan Louis Auguste Aubert'in kardeşidir. Babası, Francesko Zola ise, ailesi asker olan ve birçok hizmette bulunmuş bir İtalyan'dır. Yoksul bir ailenin çocuğu olan Zola'nın babası, 'hiçbir zaman borcunu ödeyemez'. Babasının ölümünün ardından Zola ve ailesi, hep aynı sebepten dolayı, birçok kez evlerini taşımak zorunda kalır. Önce eşyalarını satarak yaşamla mücadele etmeye çalışan Zola'nın ailesi, borçlarını ödeyemez ve her seferinde daha mütevazi bir eve taşınmak zorunda kalır. İleride bu mütevazılığın son noktasını hayat kadınlarının ve kadın tüccarlarının bulunduğu, polislerin de sık sık kontrole geldikleri bir ev oluşturur. Çok küçük yaşlardan beri ince, cılız bir görünüme sahip olan Zola'nın çocukluğu yüksek ateşten bağışıklık sistemine kadar çok çeşitli hastalıklar içinde geçer. Bu hastalıkların da etkisiyle zaten cılız görünümlü olan Zola, neredeyse bir kız çocuğu görünümü kazanır. Çocukluğunda başından geçen önemli bir olay, beş yaşındayken Mustapha adında bir Arap çocuğu tarafından cinsel tacize uğramasıdır. Yaşamış olduğu bu tecrübe ilerideki sanat yaşamının odak noktasını oluşturacaktır. Zola'nın Notre-Dame'da pansiyondaki kaygısız yaşamı, annesinin şehir komisyonunu Zola'nın babasının vermiş olduğu hizmetlerin karşılığı olarak Emile Zola'ya burs vermeye ikna etmesiyle son bulur. Zola'nın dış görünüşü, maddi yetersizliği ve bozuk Fransızca aksanı okulda alay konusu olur. Zola'nın sanat hayatında esin kaynağını oluşturacak başka bir tecrübe de böylece gerçekleşmiş olur. Okulda öğrencilerin Fransız, Latin, Yunan gramerini ezber ve alıştırma yolu ile öğrenmesi beklenir. Çağdaş edebiyat ya da tarih gibi konulardan bahsedilmez, Hugo'dan, 1848 İhtilali'nden ya da ikinci imparatorluktan bahsedilmesi öğretmenlerin görevden alınmasına kadar olumsuz sonuç doğurabilir. Sadece belli konularda eğitim gören öğrencilerin birçoğu kültürel yaşamla olan ilgilerini büyük oranda keser. Zola okulda başarılı bir öğrencidir. Okula ilk başladığında, başarı konusunda sınıfın en altında olmasına rağmen özellikle bilimsel konularla ilgili derslerden başarı ödülü alacak kadar kendini geliştirir. Yedinci sınıfta iken sanat ve özel hayatında çok şey paylaşacağı Paul Cezanne ve onun yakın arkadaşı Jean Baptistin Baille ile tanışır. Okul zamanı pekişen bu arkadaşlığın neticesinde arkadaşları ‘onlara ayrılamaz üçlü' derler. Bu arkadaş grubuna daha sonradan Zola'nın müziğe olan ilgisi nedeniyle yakınlaştığı Louis Marguery de katılır. Maddi yetersizlikler ve ailesinin durumu nedeniyle Zola ve Ailesi yeniden evlerini taşımak zorunda kalır. Gittikleri yerde yeni bir okula başlayan Zola daha önceden yaşadığı ve alay konusu olan sorunları burada da yaşar. Hayatı yazarlık yaptığı dönemlerde bile maddi sıkıntılarla geçen Emile Zola, ailesinden bağımsız yaşayıp onlara yük olmak istemez. Bunun için iş bulması gerekir. Baba mesleği olan mühendislik ya da avukatlık onun isteyebileceği mesleklerdir, ancak girdiği sınavlar neticesinde bu seçenekler gerçekleşmez. Daha sonradan bir fotokopicide tezgâhtarlık yapan Zola koşulların elverişsizliğinden dolayı buradan ayrılır. Yatak odasındaki bacadan sızan zehirli gaz nedeniyle 29 Eylül 1902'de boğularak ölen Emile Zola, Fransa'daki natüralist edebiyat akımına öncülük etmiştir. Emile Zola'nın edebiyata olan ilgisi Aix'de okul çağındayken drama, şiir ve tiyatroya olan ilgisi ile başlar. Aix'de bulunan küçük bir tiyatroda, çoğu kez ilk sırada oturarak, bazen bir oyunu çok defa izlediği olur. Hatta La Tour de Nesle'yi on sekiz kere izler. Bu esnada roman okumayı da ihmal etmez. Roman okuma konusunda da sınırlarını zorlayan Zola, 1854'de ülkede baş gösteren kolera salgınında ailesi ile birlikte kısa süreli kalmak üzere gittiği yerde bir kütüphanede genel kültürünü büyük ölçüde geliştirir. Yaşlı anneannesi Zola'ya okuması için kitap yetiştiremez. On dördünü doldurduğunda Dumas, Eugene Sue, Paul Feval gibi birçok popüler yazarın ulaşabildiği bütün kitaplarını okur. Aynı yıl Zola yavaş yavaş şiirin büyülü etkisine kapılmaya başlar. Bütün klasik şiirleri inceler, ancak okul arkadaşları gibi o da, kendi dönemlerinin şiir anlayışından bihaberdir. Okulda cesaretli bir hocasının Vilgil ya da Horace'nın haricinde alışılmışın dışında hareket ederek, Victor Hugo, Musset ve Lamartine'den bahseder. Bu gelişmenin ardından yerel şairlerden Mistral ve Aubanel'ri de tanır. Zola'nın ve yakın arkadaşlarının, Cezanne, Baille ve Hugo'yu tanımalarının ardından bir sene kadar Hugo'yu kendilerine üstat edinirler. O'nun önemli kişiliği üzerlerinde büyük etki bırakır, onun birçok mısrasını ezbere, gönülden okur ve hayatı onun bakış açısıyla görürler. Romantik akımı adeta Hugo'da hissederler. Zola ve arkadaşlarının Musset'i tanımalarının ardından, onların yeni üstadı Musset olur. Daha da ötesi, artık Hugo onlara yabancı gelir, Musset'i ağabeyleri olarak görürler. Hugo ve Lamartine'den farklı olan Romantizmden etkilenir, derin insanlık anlayışıyla hayran olurlar. Musset'in kadınları hor gören, ancak bir o kadar da kadınlara hayranlık uyandıran hareketleri, onların üzerlerinde derin etkiler bırakır. Musset'i okudukça ona olan hayranlıklarının boyutu değişir ve yine Musset ile romantizmin melankolisini en derinden yaşarlar. En büyük zevkleri ise onu okurken dolan gözleridir artık. Zola'nın öğrencilik hayatında yaşadığı bu romantizmin etkileri görülür. Hocaları Zola'nın yazmış olduğu kompozisyonu eleştirirken onun fazla romantik olduğunu söyler. Bu esnada Cezanne ve Baille'ye atfederek birkaç şiir kaleme alır, sonrasında üç bölümden oluşan bir şiir komedisi yazar. Yazdığı şiirlerden bir başkasında da Napolyon'a seslenir. Bu süreçte Zola, Crusades hakkında bir roman yazar ve Zola'nın kafasında dünya tarihini anlatan destansı bir şiir yazma fikri doğar. Zola ayrılmış olduğu Aix' e geri dönüşünün ardından kız arkadaşını en yakın arkadaşının kollarında bulan bir temaya sahip olan şiir Rodopho'yu yazar. Öğrencilik hayatında Cezanne ve Baille ile gezintilere çıkan Zola, bu esnada doğayla iç içe olur ve kafasında doğanın gerçeğini sorgulayan birçok soru oluşur. Hemen hemen bütün genç yazarların kafasında yer eden bu tür sorular, diğer yazarlardan farklı olarak Zola'yı daha çok etkisi altına alır. Bu sorulara cevap ararken birçok yazarı okur ve fikir edinmeye çalışır, aynı zamanda kendi yazınına da devam eder. 1859'un sonlarına doğru yazdığı, çiçek gibi açan iki sevgiliyi anlatan La Provence'yi yayınlar, sonrasında Aixois'in işçi sınıfı kızlarını anlatan gerçekçi bir hikâye olan Les Grisettes de Provence'yi kaleme alır, 1960'ta da Perrette'yi tamamlar. Edebi altyapısını büyük oranda tamamlayan Zola artık kendi yolunu çizmek için hazır duruma gelir. Ona göre yazarın amacı, insanlığın ilerlemesine hizmet edecek yeni bir nesil oluşturmaktır. Tabiî ki bu görüş şu an için bir hayal ürünüdür, ama gerçeğe dönüştürülmesi gereken bir hayal. Yazarın konumunun çok yükseklerde olduğunu düşünen Zola, bir yazarı bir peygamberle eşdeğer tutar. Bu düşünceler içerisinde olan Zola'nın amacı, belki de başarılması imkânsız olan bir durumdur, ancak Zola'nın kararlılığı onun önünü açacak yeterli bir sebeptir. Zola, eğer edebiyat alanında kariyer yapacaksa ya hep ya hiç diyerek ve eğer başaramazsam onurlu bir şekilde başaramam düşüncesiyle yola çıkar. Zola, edebiyatın yaşanılan dönemi yansıtması gerektiğini düşünür. Bu gerçeklikler sadece bazı yazarların ifade ettikleri, İncil'de yazanlar ya da Yunan şair Homer'in söyledikleriyle sınırlı kalmaz, modern bilimlerin buluşlarını da içine alır. Ayrıca Zola reklâm amaçlı sanatı da reddeder. Bir sanatçı eserini ödül ya da para kazanma amaçlı yapmamalıdır; ancak eser tamamlanıp yayımlandıktan sonra ondan kazanç sağlamakta bir sakınca yoktur. Eserleri: 1.Thérèse Raquin (1967), 2. Rouganlar'ın Yükselişi (1869), 3. Tazı Payı (1871), 4. Paris'in Karnı (1873), 5. Plassans Papazı (1874), 6. Rahip Mourent'in Günahı (1875), 7. Son Excellence Eugene Rougon (1876), 8. Meyhane (1877), 9. Bir Aşk Sayfası (1878), 10.Nana (1880), 11. Deneysel Roman (1880), 12. Medan Geceleri (1880), 13. Apartman (1882), 14. Au Bonheur Des Dames (1885), 15. Germinal (1885), 16. I'Oeuvre (1886), Toprak (1887), 17. Hülya (1889), 18. Hayvanlaşan İnsan (1890), 19. I'Argent (1891), 20. Bozgun (1892), 21. Çözülme (1892), 22.Doktor Pascal (1893), 23. Roma (1896), 24. Döl Bereketi (1889), 25. Paris (1898), 26. Emek (1901), 27. Vente (1903) Kaynak: Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Emile Zola'nın Thérèse Raquın ve Mehmet Rauf'un Eylül Romanlarındaki Evlilik, Aldatma ve Pişmanlık Konularının Analitik Olarak Karşılaştırılması, Özgür Koçak, Yüksek Lisans Tezi, 2007, Eskişehir.