Necla Sertel

Necla Sertel

Üsküdar Doğancılar Mahallesi’nde 1901 senesinde doğdu. Babası Hazine-i Hassa muhasebecisi Kadri Bey, annesi de Bağdat mollasının kızı Ayşe dıka Hanım’dır. Kadri Bey’in genç yaşta ölümünün ardından, annesi de küçük kızını kendi kız kardeşine emanet ederek rahmetli oldu. Teyzesi Necla’yı Üsküdar Kız Sanayi okuluna yazdırdı. Okul süresince bütün temsillerde, resmî günlerde şiir okuma görevlerinde hep yer aldı. Tatil günlerinde sinemalara gitti, sinema artistlerine hayran kalarak onlar gibi giyinmeye, onları taklit etmeye başladı.

Bir gün Pembe Konak’a gitti, orada görüştüğü kişilerin kim olduğunu bilmediğini, neler söylediğini tam hatırlamadığını ama “Ben tiyatroya girmek istiyorum.” dediğini hiç unutmadığını aktardı. “Yaşınız müsait değil. Mektebinize devam edin. Büyüyün, sonra gelirsiniz.” tavsiyesi üzerine okuluna devam etti, o sene sınıfını geçtiği gibi Pembe Konak’a giderek tekrar başvurdu. Yine reddedilince, okulu bırakarak sütninesinin evine gitti. Aylar geçtiği hâlde bir türlü kendisini tiyatroya yazdıracak bir kişi bulamadı, sonunda Nezihe Hanım adında bir tanıdığı onu Tepebaşı’na, Burhanettin Tepsi’yle görüşmeye götürdü. Görüşmenin ardından Burhanettin Tepsi, ondan birkaç gün sonra tekrar gelmesini istedi. Necla, birkaç gün sonra heyecanla Tepebaşı’na tekrar gitti, Burhanettin Tepsi’yi bulamadı, nerede olduğunu sorunca Burhanettin Tepsi’nin Avrupa’ya gittiğini öğrendi. Bundan sonra ne yaparım, nereye başvururum diye düşünürken orada bulunan tiyatrocu Ziya Keskiner, kendisine “Benimle çalışır mısınız?” diye sordu. Kendisinin de bir tiyatro topluluğu olduğunu, Tepebaşı’nda yeni bir oyun prova ettiklerini anlatarak, isterse onu da aralarına alabileceklerini söyledi, Necla da bu teklifi hemen kabul etti. Büyük bir hevesle verdikleri rolü bir gecede ezberleyerek, ertesi gün provalara katıldı.

İlk defa Tepebaşı sahnesinde Ziya Keskiner tiyatro kumpanyasında “Casus” isminde bir temsilde halkın karşısına çıktı. Bu heyetle tiyatroya devam etti, Karadeniz turnesinden sonra kumpanya dağılınca evine döndü. Darülbedayi heyeti turne sırasında Samsun’a uğradığı zaman Muhsin Ertuğrul’a, Ziya Keskiner’in heyetinde Necla adında bir oyuncunun bulunduğu, sahnede başarılı olduğu bilgisi geldi, bunun üzerine Ertuğrul, onu sahnede seyretti, beğense de Ziya’ya söylemek adına hiçbir teşebbüste bulunmadı.

Ziya Keskiner tiyatro kumpanyasının dağılmasının ardından, Hazım ve Muammer Beyler, Necla’nın evine giderek kendilerini tanıttılar, Muhsin Ertuğrul’la Ferah Tiyatrosu’nda temsiller verdiklerini, şu an çalışmadığını bildiklerini, Muhsin Ertuğrul’un kendisini Samsun’da izlediğini ve beğendiğini, eğer isterse beraber çalışmak için davet etmeye geldiklerini belirttiler. Daveti kabul eden sanatçı, ertesi gün Muhsin Ertuğrul’la tanıştı, yeni kurulan “Ertuğrul Muhsin ve Arkadaşları” heyetine dâhil oldu, “Renkli Fener” piyesinde rol aldı. Bu piyeste rolü olan Şaziye, Fransız tiyatrosunda oyunlar oynayan “Darülbedayi Sanatkârları” topluluğuna katılarak, Muhsin Ertuğrul heyetinden ayrıldı. Muhsin Ertuğrul, boşta kalan bu rolü Necla’nın yazarak ezberlemesini istedi, ertesi gün de provalar başladı. Necla, daha ilk provadan çok etkilendi, tiyatronun kendisinin o zamana kadar bildiği ve gördüğü tiyatrodan çok farklı olduğunu anladığını belirtti. 1925’te topluluğa dâhil olan tiyatrocu, İpekçi Merhum, Devlet Kuşu, İstanbul Havası gibi oyunlarda oynadı.

15 Aralık 1961 tarihinde, İstanbul’da vefat etti.

 

Kaynak: Gülfem Adile Şenkaya, Atatürk Dönemi Türk Tiyatrosu: Afife Jale ve Kadın Tiyatrocular, Uludağ Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Tarih Ana Bilim Dalı, Türkiye Cumhuriyeti Tarihi Bilim Dalı, Yüksek Lisans Tezi, Bursa, 2020.