Ahmet Cevdet Paşa

Ahmet Cevdet Paşa

XIX. yüzyılın önemli âlim, sosyolog, tarihçi, hukukçu ve devlet adamı olan Ahmet Cevdet Paşa, 1822 tarihinde bugün Bulgaristan sınırları içerisinde kalan Lofça kasabasında dünyaya geldi. Babası Lofça’nın ileri gelenlerinden olan Hacı İsmail Ağa, annesi Aişe Sümbül Hanım, dedesi Hacı Ali Efendi’dir.

Dedesi Ali Efendi, Ahmet Cevdet Paşa’nın yetiştirilmesinde önemli rol üstlenmiştir. Daha çocukken ilim tahsil etmesi için yanına aldı. Eğitimine dedesinin önerisiyle gittiği Hafız Ömer Efendi’nin yanında başladı. Öğrenimine doğduğu bölgede başlayan ve geleneksel öğrenim yöntemiyle ulemadan ders alan Paşa, on yedi yaşına geldiğinde dedesinin teşviki ile medrese eğitimini tamamlamak üzere 1839’da İstanbul’a geldi.

Ahmet Cevdet Paşa İstanbul’da Çarşamba pazarında bulunan Papasoğlu Medresesine girdi, Fatih Camisi’nde ulum-ı aliye (dinden bahseden ilimler) eğitimine başladı. İstanbul’da medreselerdeki genel derslere katılmakla kalmadı bu derslerden sonra hocalarından özel dersler aldı. O dönemde medreselerden kaldırılmış olan eski hesap, hendese, cebir, astronomi gibi dersleri de okudu. Ayrıca çeşitli hocalardan modern Riyaze ve Farsça gibi dersleri de aldı. Henüz genç bir medrese talebesiyken olağanüstü zekâsı, çalışkanlığı, bilgisi ve isabetli tahlilleriyle hocalarının dikkatini çekti, zaman zaman onlarla ilmi meselelerde tartışmalara girdi.

Ahmet Cevdet Paşa, ders dışındaki zamanlarında İstanbul Fatih’te bulunan Murat Molla Tekkesi’nde dönemin ileri gelen âlim, şair ve yüksek makamdaki devlet adamları ile tanışıp, onların sohbetlerine katılma fırsatı bulup ilk şiirlerini Fehim Efendi Konağı’nda, edebi topluluklarda bulunan şairlere sundu. Bu dönemde, Cevdet mahlası önce Farsça hocası sonra da arkadaşı olan Süleyman Fehim tarafından kendisine verildi.

Ayrıca Ahmet Cevdet Paşa, devrin meşhur tarikat erbabından olan Kuşadalı İbrahim Efendi’nin konağına giderek onun İslami ilimlerinden faydalanmış, zahirî ve bâtıni meselelerini öğrenmek için sofiye kitaplarını okudu. Bazı devlet büyükleri de bu konağa gelir İbrahim Efendi’nin huzuruna çıkmak için uzun müddet beklerlerdi.

Eğitimini tamamladıktan sonra tarik-i kazaya girerek devlet hizmetine girişini yaptı. İlk önce Rumeli kaleminde Çanat payesi ile Premedi kazasına tayin edildi, daha sonra İstanbul Ruusu (kadı olma yolunda alınan icazet) alarak müderris oldu.

Ahmet Cevdet Paşa bu dönemde devrin önde gelen siyasi ve idari kadrosuyla tanışma fırsatı buldu. Dönemin sadrazamı Mustafa Reşit Paşa, İmparatorluğun çıkarları doğrultusunda kanun ve nizamlar hazırlamaktaydı. Bir yandan da şeri meseleler hakkında bilgi sahibi olmak için dönemin bilgili gençlerine ihtiyacı vardı. Bu doğrultuda dönemin şeyhülislamından bu özelliklere sahip gençler gönderilmesi istendi. Ahmet Cevdet Paşa’nın aklına ve bilgisine hayran olan şeyhülislam Mustafa Reşit Paşa’ya Ahmet Cevdet’i yolladı ve böylece tanıştılar. Mustafa Reşit Paşa’nın yanında çalışmaya başlayan Ahmet Cevdet Paşa zamanla kendini belli etti, sadrazamın güvenini kazandı ve onun konağında çocuklarının hocalığına başladı. Bu tanışma Paşa’nın bütün hayatını değiştirdi, meslek ve kariyerine yön verdi.

Ahmet Cevdet, Mustafa Reşit Paşa’nın himayesinde kaldığı müddet zarfında ilmini ve tecrübesini çok geliştirdi, bir Batı dilinin öğrenilmesi gerektiğini anlayarak Fransızca öğrenmek için çalışmaya başladı ama bunda başarılı olamadı. Mustafa Reşit Paşa’nın da desteğiyle siyasi hayata atıldı.

Mustafa Reşit ile ilk tanışmadan sonra yaklaşık on beş yıl sürecek bir birliktelik geçirdiler. Bu on beş yıllık sürede Tanzimat Döneminin diğer yöneticilerinden Ali ve Fuat Paşalar ile tanıştı, devlet yönetimine ve toplumsal düzene ilgi duymaya başladı.

Ahmet Cevdet Paşa’nın ilk düzenli memuriyeti Meclis-i Maarif Azalığı ve Darülmuallim Müdürlüğü ile başlamıştır.

Fuat Paşa ile Bursa’ya giderek burada Kavaid-i Osmaniye’nin adlı eserini yazdı ve Şirket-i Hayriye’nin kuruluş nizamnamesini hazırladı. İstanbul’a dönünce Ercümen-i Daniş’in üyeliğine seçilmiş, dönemin merasiminde Padişah’a sunulan Kavaid-i Osmaniye’nin, Ercümeni Daniş’in ilk eseri olarak basılması için irade yayımladı. Bu arada Paşa’nın rütbesi yükselmiştir.

Mısır Valisi Abbas Paşa ile Mehmet Ali Paşa arasında çıkan anlaşmazlığı gidermek üzere görevlendirildi, Fuat Paşa’ya refakat etmek amaçlı Mısır’a gitti ve orada iki ay kaldı. Mısır dönüşü çalışmalarını Encümen-i Daniş üzerinde yoğunlaştırdı. Encümen’de Osmanlı tarihi üç kısıma bölünmüştür. Ahmet Cevdet Paşa 1767/1768-1825/1826 yılları arasındaki dönemi yazmakla görevlendirildi. Kırım Harbi sırası tarihinin ilk üç cildini yazıp Padişah’a verince 1854’te Süleymaniye ruususu verilerek ödüllendirildi. 1855’te Vakanüvislik görevine getirildi.

1858’de Ahmet Cevdet Paşa’nın hayatında önemli yeri olan Mustafa Reşit Paşa vefat etti. Mustafa Reşit Paşa’nın ölümünden sonra Fuat ve Ali Paşalar kendisine Vidin Valiliği teklifinde bulundular fakat Ahmet Cevdet Paşa o dönemlerde mesleğini değiştirmeyi istemediği için bu teklifi reddetti. Yaptığı işi severek yapan ve memnuniyet duyan Ahmet Cevdet Paşa yine de tam anlamıyla medreseye çekilmemiştir. Kısa bir süre sonra oluşturulan Takvim-i Vekayi komisyonunda görev aldı.

Eylül 1861’de İşkodra’daki isyanları bastırmakla görevlendirildi. Bu iki aylık süre zarfında Ahmet Cevdet Paşa’nın buradaki başarıları birçok kişi tarafından takdir edildi.

Mayıs 1863’te Anadolu Kazaskerliği pâyesi aldı ve hemen sonrasında müfettiş olarak Bosna-Hersek’e gönderildi. Paşa bu bölgede düzeni sağladı, başarılı görevlere imza attı. İstanbul’a dönüşünde mükâfat olarak kendisine Osmani Nişanı verildi ve ardından Meclis-i Vâlâ işleriyle ilgilenmeye başladı. Kozan ve çevre bölgelerde halk isyanı başlaması üzerinde Fırka-i Islahiyye adıyla oluşturulan komisyonda göreve başladı. Bu görevi sorasında da büyük bir başarı sağladı ve bölgede düzeni yeniden tesis etti. Ahmet Cevdet Paşa ve heyettekiler kışı geçirmek üzere Kasım 1865’te İstanbul’a döndü, bu durum ise merkezi yönetim tarafından hoş karşılanmadı. Bunun sebebi ise daha önce Fıkra-i Islahiyye için alınan büyük miktardaki borçların gereksiz olduğunun ortaya çıkmasıdır. Çünkü Ahmet Cevdet Paşa idaresindeki bu komisyon beklenenin çok altında masraf yaptı bu da bazı çevreler tarafından hoş karşılanmadı. Paşa ve beraberindekilerin İstanbul’a dönmesini fırsat bilen bu kişiler olumsuz propagandalar yaptılar. Cevdet Paşa muhaliflerin bu hareketi sonucu taşrada bir başka işle görevlendirilmek üzere merkezden uzaklaştırıldı. Ocak 1866’da ilmiye mesleğindeki rütbesi vezarete döndürüldü ve Vakanüvislik görevinden ayrıldı.

Ahmet Cevdet Paşa’nın bu dönemde gerçekleştirdiği en önemli çalışmalarından biri de Mecelle’nin telif edilmesinin onun denetimine verilmesidir. Kurulan Mecelle Komisyonunun başına Ahmet Cevdet Paşa getirildi. Komisyon kısa süre içerisinde ilk dört kitabını hazırladı. Beşinci kitabı tamamladıkları sırada Ahmet Cevdet Paşa düşmanlarının entrikaları sonucunda kuruldaki görevinden alındı. Bursa’ya vali olarak atanan Paşa, buradaki görevini bıraktı ve evine çekildi.

Ahmet Cevdet Paşa ayrıldıktan sonra Mecelle Cemiyeti daha önce hazırlanan beşinci ve altıncı kitapları tamamlayarak bastı. Basılan altıncı kitap çok fazla eleştiri alınca görevin Ahmet Cevdet Paşa olmadan yapılamayacağı anlaşılıp yaklaşık bir yıl aradan sonra Paşa Şura-yı Devlet Tanzimat Reisliğiyle birlikte Mecelle Komisyonunun başına tekrar getirildi. Ahmet Cevdet Paşa ilk iş olarak Mecelle’nin altıncı kitabını toplattırarak kitabı yeni baştan yazdırdı. Paşa on sekiz gün sonra Maraş Valiliğine atanmış olsa bile böyle kısa bir sürede altıncı ve yedinci kitapların yayımlanmasında başarılı oldu. Sekizinci ve dokuzuncu kitapların basılması sırasında Evkaf-ı Hümayun Nazırı oldu ve bu da Mecelle ile bağlarını zayıflattı.

Tahta II. Abdülhamid’in çıkmasından sonra Adliye Nazırı olarak görev yapan Paşa, meşrutiyet yanlıları tarafından yürürlüğe konmak istenen Kanun-i Esasi müzâkerelerinde, Mithat Paşa ile şiddetli tartışmalar yaptı ve araları bütünüyle açıldı. Ancak Mithat Paşa’nın sadrazam olarak başa geçtiğinde Ahmet Cevdet Paşa tarafından Mecelle’nin tamamlanmasına olanak sağladı. Aralık 1877’de Evkaf Nâzırı oldu ancak Şubat 1878’de Suriye Valiliğine tayin edildi. Dokuz ay süreyle görev yaptıktan sonra yerine Mithat Paşa atandı. Dönemin sadrazamı değişince 1886 yılına kadar devlet yönetim kadrosunda yer almadı. Ancak bu dönemde yine boş durmamış bir yandan kızları Fatma Aliye ve Emine Semiyye’nin eğitimiyle ilgilendi diğer yandan da telif eserler kaleme aldı. Bu süre zarfında Osmanlı tarih yazımı açısından oldukça önemli bir yere sahip olan yaklaşık otuz üç senesini verdiği Tarih-i Cevdet’i tamamlamış, Kısas-ı Enbiya’nın dördüncü ve beşinci cüzlerini yazmış, Kavaid-i Osmaniye’yi gözden geçirerek eksiklerini gidermiş ve yeniden bastırmıştır.

Sultan II. Abdülhamid’in güvenini kazanan Paşa, Sultan tarafından verilen önemli toplantılara katılıp sadece siyasi konuların konuşulduğu Umur-ı Maliye Komisyonuna üye oldu. Ahmet Cevdet Paşa bu görevi sırasında da rakiplerinin yıpratmasına uğradı. Fakat II. Abdülhamid’in güvenini kazandığı için bu durum onu sarsmadı.

Sadrazam Kamil Paşa ile aralarında bir anlaşmazlık baş göstermesi üzerine beşinci kez görev aldığı Adliye Nazırlığından ayrılmak zorunda kaldı ve kısa bir süre sonra Meclis-i Aliyede görevlendirildi. Bundan sonraki vaktinin çoğunu ilmî çalışmalara ve çocuklarının eğitimine ayırdı. Ömrünün sonuna dek kendini ilme adayan Cevdet Paşa, kısa bir hastalık döneminden sonra 1895 yılında Bebek’teki yalısında vefat etti.

Eserleri:

Kavâid-i Osmaniye

Belâgat-ı Osmaniye

Kavâid-i Türkiye

Kısas-ı Enbiyâ ve Tevârih-i Hulefa

Medhal-i Kavâid

Mi’yâr-ı Sedâd, Âdâb-ı Sedâdmin İlmi’1-Âdâb

Ma’Iûmât-ı Nâfia

Eser-i Ahd-i Hamidî, Mecmûa-i Aliyye

Tarih-i Cevdet

Tezâkir-i Cevdet

Mârûzât

Mecelle-i Ahkâm-ı Adliyye

Divançe-i Cevdet

Belâgat-ı Osmaniye

Mecelle

Kaynak: Semra Işın, Ahmet Cevdet Paşa’nın Konağı ve Aile Hayatı, Kocaeli Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2018.

Elif Merve Koç, İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Tarih Anabilim Dalı, 2017.